26.12.09
kokoreç kokokokoo
20.12.09
palas pandıras
13.12.09
dün geceki dostum yine bira ve kahve.
http://anahtardeligi.blogspot.com/
12.12.09
aşık mıyız?
3.12.09
Aklıma sokakları dolaşan devrimci çocuklar geliyor. Hangi sokağa sapacaklarını hala bilmiyorlar mı diye endişeleniyorum. Hangi gün öleceklerini bildikleri gibi... Ne zaman dışarı çıksam bu çocuklarla karşılaşıyorum. Dünyanın en güzel yüzleri onların. Dünyanın en güzel sol elleri onların, dünyanın en güzel gözleri... Devrilip dursalar da hala onlara bakınca hayata bağlanıyorum. Kocaman pis sürülerin üstüne yürüyen hala onların siyah kazakları. Hala en coşkulu hikayeyi uzatıyorlar nefretin kollarına. Kırılsın istiyorlaar bu kör duvarlar. İnsan devrilecekse senin gibi devrilmeli Atilla, onlar gibi.
umay umay
bütün güzel çocuklar şüpheli sayfa24
fotoğraf. i.Anton
23.11.09
ama bu şarkı...
Dengesiz Herifler - Her gün içeceğim
Dengesiz Herifler | MySpace Music Videos
18.11.09
aklımı tutamadım kafatasımda, uçtu uçtu!
duman grubu diye anons etmeyeymişin iyiymiş be nejat abi. neyse.
bu arada kerhane lafını dershane lafından daha sempatik bulmaktayım. o ne öyle dershane böğh.
14.11.09
bu blogun yetkilisiyle görüşmek isteyen şey'e
.
12.11.09
panik vardı bi ara deniz yılmaz falan..
sanırım artık ders çalışmaya başlamalıyım. oyalandıkça vicdan azabım artmakta. bugünkü eşlikçilerim elliott smith ve lady&bird.
neyse işte önümüzdeki hafta bissürü vize olması yetmiyormuş gibi bir de quizleri sıkıştırdılar aralara.
ahh okuyacak fakülte mi yoktu anasınısatiim. mis gibi uludağ'da okumak vardı işte. niye ankara'da kaldım ki tercih yapan kafamasıçiim.
amaan bullshit!
toksikolojiden de 40 almışım ki sorma.
hadi sen burdaki şarkıyı dinle. çok beğenirsen de bana mesaj bırak sana albümü yollarım.
yea.
p.s: haberlerdeki domuz gribi abartmaları bit artık olur mu.
11.11.09
sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.
meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
8.11.09
isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü...
okumayı reddetmek istiyorum. şu an. mümkünse birkaç kişi dışında kimseyi okumayayım. yapabilir miyim? belki evet belki hayır. yapmak istiyor muyum? evet.
bir garip domuz gribi.
az önce domuz gribi hakkında gelen bir mesajı aynen kopyalayıp yapıştırdım.
uyanık olun.
sesin karizmatik, kulağın delik olsun.
misal piiz vokali emir, sancılı inek vokali nafiz'in sesleri beni benden alır, ayaklarımı yerden keser.
tamam abartmış olabilirim ama bu adamlar 24 saat söylese ben 25 saat dinlerim.
hastasıyım.
p.s: evet ses konusu açılmışken "sesimin olanca müşfik kenterliğine rağmen casey affleck gibi osuruk ses düzeyinde konuşurum,hava atmam." diyebilecek kadar alçak gönüllü demirbey'e de selam ederim.
7.11.09
sailing away
*o değilde bugün öyle bi sınava girdim ki. soruların 5te1ini ilk defa duydum. tok-sik-oloji. adın batsın olm. ne boktan derssin sen.
*sıfat tamlamaları vardı bi ara. n'oldu onlar?
*denize açılasım var. açılıp gitsek ya. hergün bir başka limanda bazen kimssiz koylarda. yelkenler fora.
*arkadaşım eşşeki söyleyen diyarbakırlı çocuklara hayran kaldım. helal olsun.
5.11.09
gece gece hiç hoş olmadı ama.
başka bir adla, başka bir zamanda rastlasaydım demiştim ya o gün sana
vazgeçtim, kaçmak yok, söz bu kez
çok güzel uyuyorsun diye yanımda
bak, çok gevezeysem, hadi kapat çenemi
sözcükler ne ki duygular yanında
yoksa yarın sabah uyanıp ayrılınca
utanacağım şeyler söyleyebilirim şimdi
ya da bırak hazır açmışken kapılarını
kalbime biraz daha temiz hava girsin
yalancıyımdır biraz ama bana inan
sarhoşken hep çok sahiciyimdir
yine fazla içmiştim bu akşam da
coşmuş kalbim,of nal gibiyim.
sağır, kör, dilsiz görünür kalbim
ama bil, ben aslında iyi biriyim
bilirim, çok kirlidir aşk sicilim
sadakat konusunda pek iddialı değilim
ama bu kez farklı olsun diye
sen denersen, ben de denerim
pek iyi olmadı şarkı, boş vereyim
gel hadi ‘ortaçgil’ dinleyelim
sıcaklığını verirken sen bana
sızayım aniden kollarında
çok düşündüm kaçarım diye ama dedim;
ne zaman anlaşmış ki kalple beyin
ve hele ne zaman düşünsem seni
yaprak gibi titriyorken kalbim
4.11.09
ne yaparım ki ben.
Yaz(a)madığım zaman zarfında bir fethiye çıkarması yaptım. Hava cillop. Son 2 gün yağmur yağdı ama mis gibi. Sonra tam döneceğim gün kaptan kaza geçirdi. Ama ucuz atlattı. Bana triplerde hala. Annemler hala köyde. Ben anneanneme taşındım. Ankara'ya geldiğim andan beri kıçım donuyor. Yok yok kıçım sağlamda bu burnum hiç ısınmıyor benim onu napcaz? Vizeler başladı. 2si gitti. cuma 1i daha gidecek. Bu arada yarın resmen kliniğe başlıyorum. Bir de şu nöbet işini ayarlarsam fıstıık gibi olcak herşey. Başka yaptığım birşey yok işte. Kendi halimdeyim bu ara, kimseciklere bulaşmıyorum. Yoruldum sanırım fazla hareketten. Şimdilik iyi böyle. Yakında sıkılır kıpırdanırım zaten. Aşktan meşkten de elimi eteğimi çektim. kendimi mesleğime adayacağım(yalan da neyse).
Son olarakta tüm ankara'da yaşayanlara rashit'ten hava soğuk isimli şarkıyı armağan ediyorum.
***
Bu aralar saçmalama potansiyelim yüksek. Yakında yazarım elbet. Öpüldnüz. Grip mrip ayağına öpülmek istemeyen varsa geri kaçsın.
lets go johnny!
27.10.09
bu gala daşlı gala
yarın sabah fethiyeye yola çıkıyorum. belki yazamam. 4 günlük kısa bir kaçış ama zamanaması çok iyi. tebdili mekanda ferahlık vardır. ne kadar doğru.
ama beynim yok. inkar edemem.
26.10.09
sıçanzi!
23.10.09
şahin k.'yı cümle içinde kullanırım bazen.
malum şahıs(sazan): şahin k.nın öptüğü de seni öpsün.
bende: yavşak kocaman bi sırıtış.
22.10.09
tüm sözler seninse,sessizlik benim.
.
21.10.09
sin nombre!
19.10.09
Happy People Dancing on Planet Earth
mutlu muyuz?
Where the Hell is Matt? (2008) from Matthew Harding on Vimeo.
ben bugün
18.10.09
-meme, -mama
yine aynı şey olmasın diye çaba harcıyorum bu sefer. sık muhabbet tez ayrılık getirmemeli. bir insana olduğundan fazla anlamlar yüklememeli, olmasını istediğim gibi görmemeliyim. gerçekle yüzyüze geldiğimde birden buz kesilip arkamı dönüp gitmemeliyim. gideceksemde bunu karşımdakini üzmeden yapmalıyım. daha fazla saçmalamamalıyım.içses.
17.10.09
hava soğuk yağmurlu...
.
15.10.09
tam yazıcaktım ki..
13.10.09
pazar.
11.10.09
mübaşir son kalan harçlığıyla ne yaptı?
olsun öğrencilik güzeldir.
9.10.09
el yazımı ifşa ediyorum.
p.s: yazdıklarım ilk aklıma gelenlerdir, hiçbir ekleme veya çıkarma işlemi yapılmamııştır blog.
p.s: ifşa etmek dilime ogan'dan yerleşmiştir.
p.s: yazıdan karakter tahlili yapıcak olan varsa, beklerimdir.
p.s: bu yazıyı yazarkenki güzel hava, yeşil ağaçlar ve rüzgarla huzur içinde hışırdayan sarı yapraklar, etrafımda yatan kediler ve köpekler de göz önünde bulundurulursa biraz melankolik olduğum kabul edilebilir.
7.10.09
4.10.09
ah jim!
3.10.09
kış gelirken..
2.10.09
friendfeed'e ısınmak ya da ısınamamak...
Ama sana yalan borcum yok dostum, ısınamadım gitti.
nihayet..
19.9.09
17.9.09
sen geçerken sahilden sessizce...
ama ben ilk ondan dinlemiştim gemileri. kitlenmiştim ekrana adeta. küçüktüm daha. ama ne gözlerimi klipten ayırabilmiştim ne de kulaklarımı şarkıdan.
ama bugün öğrendim ki o ölmüş. ölmek. ne hazin bir kelime...
merak edenler için: orhan atasoy(1949-2009)
gemiler
haber
hani
hani bazı dönemler vardır hayatımızda. belki en zor en yorucu yıllardır ama yinede en güzeldir . işte böyle dönemlerde yine insanlar vardır hayatımızda. bu en özel yılların birlikte geçtiği insanlar, dostlar, arkadaşlar... birgün gelir yollar ayrılır, herkes farklı bir yöne savrulur. görüşmeler gittikçe seyrekleşir. bir süre sonra bakmışsın bayramdan bayrama bile görüşmez olmuşsun. sonra birgün bir haber gelir; belki bir düğün belki bir cenaze, ortak bir sevinç ya da ortak bir üzüntü... ve bu haber yıllar sonra sizi bir araya getirir. hiçbirşey söyleyemeden sarılırsın sımsıkı ve sıcacık. kelimeler boğazında düğümlenir, bir türlü çıkıp dökülmez ağzından. gözlerin buğulanır bir anda. bilirsin ki sen hayatının unutulmaz bir dönemini bu insanlarla birlikte geçirmişsin, aradan yıllar geçmiş belki ama ne sen unutmuşsun o günleri ne de o.
işte bu çok tuhaf bir duygudur. yıllar sonra bile o insanların bir telefonla senin yanında olması bambaşka birşey...
14.9.09
13.9.09
yaşasın okulumuz.
ama seni sevmem sana küfretmediğim anlamına gelmez değil mi?
11.9.09
gerçek..
uzun zamandır nihayet sonuna kadar sıkılmadan bir film izledim:
lars and the real girl.
filmin çekildiği yer, mevsim, mekanlar, renkler, müzikler tam da şu anki ruh halime uygundu. ama anlamadığım dvd'nin kapağında inanılmaz komik yazıyordu fekat ben filmi çok acıklı buldum.
yalnızlık zor tabi.
neyse.
kendime not: uzun zamandır ne çok şeyden keyif almamışım. toparlanmam lazım. nerde benim toz pembe gözlüklerim? gören oldu mu acaba?
10.9.09
9.9.09
yarım kalan
oysaki sıradan bir arkadaşı gibi davranmaya karar vermişti apti. ondan da aynısını beklediğini söyledi, yaşadıklarını unutursa daha kolay olurdu herşey.
şapşal yaşadığımız hiçbirşeyi unutmam dedi. birgün bir yerde karşılaşırlarsa yine aynı şeyleri hissedeceğini onu yine aynı tutkuyla isteyeceğini de söyledi.
oysa ki apti kararlıydı. bu sefer kafasında bitirmişti herşeyi.
artık uyuma zamanıydı.
şapşal: -tatlı rüyalar, öpüyorum seni. dedi.
apti: -tatlı rüyalar. diye karşılık verdi.
şapşal üzüldü. -tamam, özür dilerim. bir daha olmaz.dedi.
a: -az önce konuştuklarını hatırlattı. -lütfen. dedi -başka yolu yok.
ş:-öptüm, uyudum. yazdı.
apti gülümsedi: -beğendiği kızı gizlice öpüp kaçan çocuklar gibi oldu.
ş: -aynen onu yaptım. dedi.
a:-ama çocuk kaçtığı için devamını hiçbir zaman öğrenemeyecek. dedi.
ş:-neyin devamını? diye sordu şapşal.
a:-birlikte yaşayacaklarının devamını... diye karşılık verdi apti.
ş:-ben hiçbirşeyden kaçmadım.
a:-bende zaten sana değil öpüp kaçan çocuğa söyledim. dedi.
ş:-iyi tamam. yine öptüm uyudum..
ve uyudular...
ankaranın taşına, gözlerimin yaşına..
- ben henüz küçükken (her bakımdan küçük) bir şarkı vardı ankara rüzgarı diye. biz garip ankaralı kızlarda kendimizi avuturduk. her gören ağladı, kalbini bağladı falan. hey gidi hey.
- sonra bir de ankarada aşık olmak vardı. hala da var. bu fenadır ama. özelliklede zuhal olcay versiyonu. pek severim. pek hüzünlenirim.
- ben her yaz aşık olurum, eylül ekim geldi mi depresif olurum. tabi canım havalardan yoksa neden olcak başka..
- youtube birsürü videoda hata veriyor, sinir bozucu..
fotoğraf: sarah bradham
3.9.09
az önce aldığım bir haber üzerine kalbim pır pır attı.
sevgilerimle
2.9.09
kardeş geldi!
işte nacizane adresimiz:
senianlamayicokistiyorum.blogspot.com
p.s: ayh bilog kıskanma n'olur. benim gözbebeğim sensin bak seni ihmal edersem kafama ishal kuşlar sıçsın tamam mı?
hadi öptüm.
31.8.09
amanda kimler gelmiş, kimler gelmiş...
ay bir de şu aşağıdaki şarkının melodisine çok fena aşinayım. tanıdık birşeyler var sanki. hayırdır acep..
Patrick Wolf - Hard Times
30.8.09
14.8.09
ben
seninde sorduğun gibi neden burdasın? verdiğin cevap gibi merak işte benimde tek cevabım. peki sor bana pişman mıyım? ooooo of. aslında değilim. hani yapmasak etmesek aklımda kalırdı. ama yapmasakta daha iyi mi hatırlardık ne? yinede kuzene saygılarımı sunuyorum. sağlam çıktı valla. hadi bu yazıdan yanlışlıkla birşey anlayan olursa aramızda kalsın...
13.8.09
herneyse durumum budur işte. şu anda klinikten yazıyorum bunları. olan biten birsürü şey var bu arada ama inan yazıcak ne halim ne de isteğim var be blog. ama söz zaman zaman sana anlatıcam bazı şeyleri...
24.7.09

21.7.09
uff! beynim başlık düşünmeye müsait değil.
ama yinede merak ettiğim birşey var: sevgili hayvan sahipleri hayvanınızı herhangi bir sebeple hekiminize götürmek için neden akşam saat 7den sonrasını beklersiniz?
çok yoruluyorum olm öyle böyle değil. dansetmek bile bu kadar yormuyordu vallaha. ama yinede ne iyi yapmışım lan. peeeh mesleğimi seçen aklımı seveyim!
üzülme blog senide seviyorum.
19.7.09
lal la lalala
Battaniyem - Multitap
patlamış mısır, kahve fincanım, korku filmi
gelmesin sakın üçlü koltuğun sürpriz ismi
yordu onların sahte dertleri, geçti şimdi
battaniyem kareli battaniyem değerli her saniyem değerli her saniyem
multitap
.
"röportaj with cool people"
.
bıktımaldımsattımmusluğuaçtımktıpasınıtaktımbaranınbabasıdenizin halasıbitsedegitsek
birazcık dinlenebilseydim eğer herşey nasıl olurdu acaba?
şöyle götümü başımı yaya yaya uyusam öğlenlere kadar,
miskin miskin kahvaltı yapsam,
elimde kumanda dolansam kanallar arasında,
akşama doğru dışarı çıksam arkadaşlar muhabbet falan ya da alışveriş yapsam şuursuzca, hatta denize gitsem yatsam uyusam yine güneş altında,
gece bar bar gezsem, sabaha doğru dönsem,
kafamdaki 40tilkinin 40ınında kuyruğu birbirine değse.
bö ve mö bu işleri bıraksalar(!),
hayat bayram olsa.
* fotoğraftaki 3 cesur, çılgın ve sarhoş insanı çok seviyorum. iyi ki varlar.
18.7.09
1.7.09
10 gün festival arası.
let's go!
biraz enerji ve mutluluk depolayıp dönmeyi düşünüyorum.
şu an ne tam olarak sınava hazırım ne de bavuluma bir parça eşya koymuş durumdayım. herşeyi yine son ana bıraktım. işe biraz heyecan katmak lazım tabi değil mi?
26.6.09
çocukluğumdan bir can daha gitti.
Herşeye rağmen çok severdim. İlk aldığım kasetti onun dangerous albümü, kapağı bile büyülemişti beni.
Gittiğin yerde bu döt dünyada bulamadığın huzuru bulursun umarım...
24.6.09
isteyene cicibebe
Cicibebe - n'olur affetmeyin beni from cahit on Vimeo
öyle ya da böyle radyoodtüyle haşır neşir olanlar dönen -ilginç- boş cd'li cicibebe reklamlarını mutlaka duymuşlardır. bende bu kadar çok reklam yapılmasına inat haftalarca direndim dinlememek için ama bugün dayanamadım ve nedir ne değildir diye bir göz atayım dedim.
lakin bu cd olayı pek orjinal geldi bana. ve sırf bu yaratıcı fikirlerinden dolayı yazmak istedim. efendim uygulama şu: albümü grubun internet sitesinden ücretsiz indirebiliyorsunuz. buraya kadar herşey normal (ki örneklerini daha öncede görmüştük:bkz. zardanadam). fakat illaki elimde grubun cd'si olsun derseniz müzik cd'si satan bir yere gidiyorsunuz. cicibebe albümü tabuttaki son çivi'yi (kitapçığı, cd kabı bilmemnesi olan cdyi) 1liraya alıyorsunuz. içinden de yazılabilir boş bir cd çıkıyor. ve beleş olarak indirdiğiniz albümü ister audio ister mp3 olarak o cdye atıyorsunuz.
bana ilginç geldi, merakıma yenildim ve yazdım.
bu kadar.
23.6.09
patlayan patoloji yasaklansın.

meğer şu blög camiasında.
iki gündür gelsin biralar, gelsin dondurmalar şu bunaltıcı ankara günlerinde..
hele ki 1 temmuzda sınavlarımın bitip 10 gün aradan sonra da 15 ağustosa kadar staj yapacağımı söyleseydim kazara neler olurdu acaba?
yani içimdeki sesi bastırmasam ibrahim yoğurtluses ağzıyla allah cezanızı verecek dicem ama gram hazzetmiyorum o laftan ve...
*fotoğraf: bant dergisiyle yakından tanıdığımız aylin güngör
.
22.6.09

ama herkes haftalardır tatilin tadını çıkarırken bir bir şehri terkedip kızgın kumlardan serin sulara atlarken benim finallerimin hala devam ediyor olması sizce de acı verici değil midir?
*foto: Lâ
19.6.09
(küçük) gael garcia VS. (küçük) enrah

hadi 2 resim arasındaki 7 benzerliği bulalım hepberaber!
*videoyu izlemek isteyenler için girişler burdan.
.
18.6.09
kişi, kendi kendisine, hep, engel olandır *
*oruç aruoba
yazmak ya da yazamamak
bugün ankara'da
insan kuş misali
birde şu sınavlarım olmasa...
15.6.09
14.6.09
içimdesönmeyenbirbasketbolateşivar!

topla oynamayı ne çok sevdiğimi anlatan bir yazım olmuştu daha önce. basketbolun yeri bambaşkadır, voleybolda iyidir. severim zıplamalı oyunları.
herneyse şu an kanalların birinde efespilsen fenerbahçeülker maçı var. benim bu oyunu sıkı sıkıya takip ettiğim dönemlerde tüm takımların adında ucunda kıyısında bir ülker.markasının adı yoktu. o zamanlar daha başkaymış gibi gelir bana hep.
geceleri uyumayıp allstar finallerini izlerdim ben, sonra sabahın köründe uyanıp okula giderdim. lig maçlarını takip ederdim, severdim ve eğlenirdim. sonra ne olduysa vakit bulamamaya başladım. ne maçları takip eder oldum ne oyuncuları.
12 dev adam günleri ne fenaydı. yazlıktaydık o sene yeni lgs'den çıkmıştık. bizim evde televizyon olmadığı için (yazlıkta televizyon olması çok saçma gelir bana) teyzemlere giderdik koşa koşa. her serbest atışta gözlerimizi kapatır sanki biz atıyomuşuz gibi heycanlanırdık. ne günlerdi.. ne oyunculardı.. her birini ayrı severdik.
böyle işte maçı görünce birden aklıma düştü bunlar. özlediklerime bir madde daha eklendi. bu yaz fırsat yaratmalıyım kendime. ucundan kıyısından dokunmalıyım toplara...
ve işte o yılların unutulmaz reklam filmi ve şarkısı:
13.6.09
haberlerizledinizsıradareklamlar
1.si bazılarımızın da çok yakından tanıdığı biricik döt'üm. nihayet kendine özel bir yerde yazmaya başladı.
"döt dünya"
2.si bir küçükmübaşir severi, bilgisayar üstadı, teknolojiden sıyrılıp daha kişisel yazmaya niyetlenmiş ve ilk denemelerinde gayet başarılı bulunmuş bir genç: onur baykal.
"onur baykal şahsi blog"
kimbusırraolursamazhar
örneğin en basitinden üzerinde çok komik veya aptal görünen bir giysiyi sen benimseyip, güvene gerine üstüne giyip çıktıysan anda kimse sana komik diyemiyor (istisnalar her zaman mevcuttur). hatta beğenenler bile oluyor. seninde kafan rahat oluyor zaten kimseyi umursamıyorsun eski bir türk filminde de denildiği gibi 'ben dünyanın en gözel garısıyam' şeklinde salınıyorsun ortalıkta.
hadi bunu geçtim. atıyorum çok iyi bilmediğin ya da eksik bildiğin bir konu hakkında konuşman gerekiyor. eğer sen cümleye güvensiz bir ses tonu ya da ehmöhüm kemküm diye başlarsan zaten 1-0 yenik başlıyorsun ve bundan sonraki her cümle aleyhinde sana geri dönüyor. ama cümleye sağlam, teklemeden ve kendinden emin olarak başladığında karşındaki senin konuya hakim olduğunu sanıyor.
aslında bunların hepsi yalan. komik birşey giydiğinde karşındaki yine sana gülüyor ya da konuştuğun adam senin fos olduğunu anlayabiliyor(bazen) zaten. ama kendine güvendiğin zaman senin için rahat ediyor, huzur buluyorsun adeta. güldü mü karşındaki sende onunla gülüyorsun, 3cümleyi kekelemeden söyledin diye hoca bildiğine mi inandı tıkır tıkır geçiyorsun dersi. hayat böyle. örnekler çoğaltılabilir. ama ben çoğaltmayacağım.
olursa ekime olmazsa mikime demiş üstad, öyledir belki gerçektende.
can simidim ve ben gayet mutluyuz. geçtiğimiz derslerden dolayı da gururluyuz. kompleksli miyiz? olmadığımızı sanıyoruz. kim bilir...
12.6.09
11.6.09
balkonlu yaz-ı...
- evin en sevdiğim köşesi -nerdeyse- odam büyüklüğündeki balkon..
- balkon dışında ders çalışamıyorum, hele ki odamda asla..
- balkonla odam arasında 3254897842derece sıcaklık farkı var..
- çok az kitap okuyorum..
- arkadaşlarımla çok az görüşüyorum..
- internette çok fazla zaman geçiriyorum..
- hem herşey yolunda gibi hem de hiçbirşey yolunda değil gibi..
- sözlü sınavlardan eskisi kadar tırsmıyorum..
- çok konuşuyorum..
- çok özlüyorum..
- çok gitmek istiyorum..
- sudan hiç çıkmayayım istiyorum..
- para kazanmak istiyorum..
- ...
toprakkokusu
telefonum titredi aniden
hatun mesaj atmış 3buçuk ay
akçay civarındayım ben
tamam dedim mübaşir
atlatırsın bunuda
derken bir titreme daha
kaptan bu kez yazmış bana
sezon başladı denizlerdeyim ben
iyi dedim tükürürüm böyle şansın içine ben.