4.10.10

evet burdayım noolmuş 24352 gündür yazmadıysam noolmuş?!

oha! -ayıp kızım aylardır yazmıyosun, aylar sonra ilk yazdığın kelime de oha! olmuş- amaan bissürü şey olmuş şimdi hangi birinden bahsetmeli bilemedim.

babam gidiyo lan. şaka maka derken iş yerinde veda yemekleri bile düzenlenmeye başladı. en iyi ihtimal marmaris, en kötü ihtimal ise yatağan. olsun en kötüsü bile ankaradan iyidir temennisindeyiz. olm nasıl olcak şimdi ya. bi yanım istiyo o yea kafam rahat nerde akşam orda sabah günler geceler beni bekliyo diyorum ama yok yani diğer taraftan da çok özlerim ki ben onu. hoff.

hani bikaç ay önce ağladım sızladım kıçımı yırttım ya okulu bitirmek, intörn olmak için. şimdi de sıkılıyorum. -tamam be niye çemkiriyosun bende biliyorum, dengesizim- gece gündüz kedi köpek. sorunlu sahipleri ve sorumsuz hekimleri. of hayat çok karmaşık.

sevdicek orda ben burda iki ayağımızı bi pabuca sokamadık -tabi sokamayız iki ayak bi pabuca sığmaz di mi?- görüşüp koklaşamadıkta kaç aydır. neyse az kaldı. efsane dönüyor. wuhu.

şimdi sıkıldım. gidiyorum. sonra görüşürüz. öptüm.

2.9.10

geleli 2 gün oldu. maçlarda olmasa sıkıntıdan ölebilirdim. pazar akşamı dönüyorum iskeleye, 5gün 5gündür.
yazamadım yine.

23.8.10

herkesin kendinden kaçacağı yerlerde*


haftalardır 10lu hanelerin altına inmeyen ev nüfusu bir anda 4e düştü. bunalımdayım. şaka şaka değilim valla. dün bir delilik yapıp saçlarımı boyamamın bunalımla ilgisi yok. can sıkıntısı, değişiklik arzusu mevzubahis. aslında saçlarımı kestirmeye kıyamadığımdan bahane yaratmak istedim kendime. ondan sonracığıma geceleri terasta uyuduk falan. ortam şahane. evde bulduğumuz tüm minderler, kilimler hepsi terasta, yıldızları izleye izleye uyuduk ama işte sabah güneş doğunca sorun yaratıyo en geç dokuzda uyanmak zorunda kalıyoduk. neyse bu tatilin en güzel kısmı bozcaada'da geçen zamandı sanırım. adaya yerleşicem heralde günün birinde, belli olmaz belki sadece yazlıkçı olurum. olmam da neyse.

saçlarımda bi komik komikte değilde değişik. ama ben görmediğim için sorun yok tabi, bakanlar düşünsün. dipler açık uçlar koyu renk, oysa ki ben tam tersini hayaletmiştim. alışmadık dötte don durmuyo işte naparsın. havada bi rüzgarlı ki 2 gündür sorma. gözüm, burnum toz toprak dolu. ama sıcak yinede. şu sıcaklarla aramı düzeltemedim bi. pantolon giymeyi falan özledim, arada ayakkabı ve sweat falan da giysem fena olmaz hani. insanoğlu işte. memnun olmaz hiç, hep olmayanı ister. ben en iyisi bozcaadaya gidiyim. mis gibi hava, buz gibi su, sıcacık insanlar.

ayrıca şu hayatta en sevmediğim varlıkların kara sinekler ve sivri sinekler olduğuna karar verdim. sabrımı denediklerine eminim. teslim olmayacağım.

o değilde bu sene okul bitiyo. ben ise bittikten sonra ne yapacağımı hala bilmiyorum. bütün sene bitsin diye gerim gerim gerildim. b.k var sanki. neyse işte bitsinde kurtulayım. amaan şey'in de dediği gibi koy dötüne.
zaten bizim en sevdiğimiz spontane. o yüzden bekleyelim de görelim.

 *özdemir asaf

14.8.10

baştan söyliyim iki tarafada aynı şeyleri göndermekten zevk almıyorum. ama sadece ikisinden birini takip eden pek çok kişi var. napiyim herkes görsün istiyorum. hof.

ben özünde fethiyeli bir insanım. bilmeyenler için fethiye, muğla'nın güzide bir ilçesidir.

4.8.10

♥♥

3 günde 2 kitap

ikisi bitti. 3.sü çıkmamış daha. neyseki ben daha yeni okudum. 3. kitapta bu ay sonunda çıkıcakmış.

  • akçay'dayım. eriyorum. ama sevdicek burda.
  • yarın kuzende burda.
  • ev kalabalık.
  • anneannem yaşlı.
  • su sıcak.
  • büfe canlı. bulaşık çok.

25.7.10

o zaman bana müsade

cuma günü nihayet tüm sınavlardan kurtuldum. ve sanırım okulu uzatmıyorum. yani son sınavımda iyiydi ona güveniyorum.

ben artık gidiyim değil mi ankara'dan? içim kurudu valla. en geç perşembeye kaçarım. akçay altınoluk küçükkuyu ayvalık hattındakilere selam ederim.

17.7.10

şimdiden özlemek...

o gün aceleden toparlayıp yazamamıştım sözleri. hani o 'en sevdiğim' yazan siyah beyaz fotoğrafımız var ya, işte onun yanına...



bir siyah beyaz fotoğrafım ben
tozlu raflardayım
eski albümlerde
yağmurlu günlerde
alçak gönüllü bir su birikintisiyim
şehrin karanlık sokaklarında
donu düşük çocukların yaptığı
kağıttan bir gemiyim
yüzüyorum, yüzüyor muyum? 
bilmiyorum ...
bir gün batımıyım güneyde
bir akşam vaktiyim 
 ucuz bir şarabın şişesiyim denizde
yüzüyorum, yüzüyor muyum?
bilmiyor musun?
birgün bir yağmur sonrası
siyah beyaz bir fotoğraf bulacaksın yerlerde
işte o an bir kıpırtıyım yüreğinde
ve iki damla yaş olacağım güneşli gözlerinde...