13.9.09

yaşasın okulumuz.

bok var gibi bayram öncesi açılan sevgili okulum, herşeye rağmen seni seviyorum.
ama seni sevmem sana küfretmediğim anlamına gelmez değil mi?

11.9.09

gerçek..


uzun zamandır nihayet sonuna kadar sıkılmadan bir film izledim:
lars and the real girl.
filmin çekildiği yer, mevsim, mekanlar, renkler, müzikler tam da şu anki ruh halime uygundu. ama anlamadığım dvd'nin kapağında inanılmaz komik yazıyordu fekat ben filmi çok acıklı buldum.
yalnızlık zor tabi.
neyse.

kendime not: uzun zamandır ne çok şeyden keyif almamışım. toparlanmam lazım. nerde benim toz pembe gözlüklerim? gören oldu mu acaba?

9.9.09

yarım kalan


oysaki sıradan bir arkadaşı gibi davranmaya karar vermişti apti. ondan da aynısını beklediğini söyledi, yaşadıklarını unutursa daha kolay olurdu herşey.
şapşal yaşadığımız hiçbirşeyi unutmam dedi. birgün bir yerde karşılaşırlarsa yine aynı şeyleri hissedeceğini onu yine aynı tutkuyla isteyeceğini de söyledi.
oysa ki apti kararlıydı. bu sefer kafasında bitirmişti herşeyi.
artık uyuma zamanıydı.

şapşal: -tatlı rüyalar, öpüyorum seni. dedi.
apti: -tatlı rüyalar. diye karşılık verdi.
şapşal üzüldü. -tamam, özür dilerim. bir daha olmaz.dedi.
a: -az önce konuştuklarını hatırlattı. -lütfen. dedi -başka yolu yok.
ş:-öptüm, uyudum. yazdı.
apti gülümsedi: -beğendiği kızı gizlice öpüp kaçan çocuklar gibi oldu.
ş: -aynen onu yaptım. dedi.
a:-ama çocuk kaçtığı için devamını hiçbir zaman öğrenemeyecek. dedi.
ş:-neyin devamını? diye sordu şapşal.
a:-birlikte yaşayacaklarının devamını... diye karşılık verdi apti.
ş:-ben hiçbirşeyden kaçmadım.
a:-bende zaten sana değil öpüp kaçan çocuğa söyledim. dedi.
ş:-iyi tamam. yine öptüm uyudum..
ve uyudular...

ankaranın taşına, gözlerimin yaşına..

  • ben henüz küçükken (her bakımdan küçük) bir şarkı vardı ankara rüzgarı diye. biz garip ankaralı kızlarda kendimizi avuturduk. her gören ağladı, kalbini bağladı falan. hey gidi hey.
  • sonra bir de ankarada aşık olmak vardı. hala da var. bu fenadır ama. özelliklede zuhal olcay versiyonu. pek severim. pek hüzünlenirim.
  • ben her yaz aşık olurum, eylül ekim geldi mi depresif olurum. tabi canım havalardan yoksa neden olcak başka..
  • youtube birsürü videoda hata veriyor, sinir bozucu..


havalar burda çok güzel iki gündür, diğer yerlerin aksine. birazcıkta yağmur yağsa tadından yenmicek. 

bugün kliniğede gitmedim, şimdilik evde pinekliyorum. özlemişim.

bir sürü albüm ve şarkı buldum, yine eskisi gibi dinliyorum öyleyse varım.

pazartesi ders başı, herkesler toplanmaya başladı yavaştan, insan özlüyor tabi.

fotoğraf: sarah bradham

3.9.09

az önce aldığım bir haber üzerine kalbim pır pır attı.

Farabi Öğrenci Değişim Programı diye birşey varmış. ben az önce tesadüfen öğrendim. anladığım kadarıyla yurtiçi anlaşmalı olan üniversiteler arasında yarım dönemlik öğrenci değişimini sağlayan bir program. 

nedense onunla bir dönemde olsa birlikte okumak fikri beni çok heyecanlandırdı. şimdilik sadece hayal ama neden olmasın?

aklıma gelen ikinci kişi ise cüneyt oldu bilinçalltımın bir köşesine kaydetmişim demek ki 'cüneyt ve boğaziçi'. neyse hemen onada bir mesaj yolladım. ama sonra kaynağı belirlenemeyen bir yerden öğrendik ki odtü, itü, boğaziçi ve bilkent bu programı kabul etmemiş henüz. ama yinede araştırıp şansını zorlamaya değer. 

sevgilerimle 
heyecanlı k.mübaşir

2.9.09

kardeş geldi!

ben meraklı bir insanımdır efenim. velhasılkelam tek başıma anlamakta zorlandığım pek çok şey mevcut. dün akşamki teklifi heycanla ve hiç düşünmeden kabul etmem de bu yüzdendir. lakin biz sordukça cevaplarınıza ihtiyacımız olacağı da gözardı edilemez bir gerçektir. öyleyse nedir? akşam saatlerinden itibaren anlayamadıklarımızı anlamak için okuyun okutturun güzel insanlar (güzel derken farazi anlamda yani çirkinsen yine gel yahu aşkolsun).
işte nacizane adresimiz:
senianlamayicokistiyorum.blogspot.com

p.s: ayh bilog kıskanma n'olur. benim gözbebeğim sensin bak seni ihmal edersem kafama ishal kuşlar sıçsın tamam mı?

hadi öptüm.

wanted!


yukarıda görmüş olduğunuz bir grup blog yazarı bugün akşam saatlerinde buluşmuş, çakma iftar yemeği düzenlemiş. üstüne gidip bir güzelde çay içmişlerdir. orada olamayanlara inat  yüzsüz yüzsüz fotoğraf çektirmişler. ama çok şanslılar ki ben isimlerini buradan veripte onları rencide etmeyeceğim.

31.8.09

amanda kimler gelmiş, kimler gelmiş...

hahha bilog fazla sevinme çünkü ben geldim, sürpriz biri değil ne yazık ki. tatil matil derken onuda tükettim geldim işte. sevinme dedim çünkü bir sürü kafa karışıklığıyla birlikte döndüm. yani bu da demek oluyor ki bu aralar başını çok şişiricem. 7günde 3 kitap bitirdim. az miktarda yüzdüm. bol miktarda uyudum. yeterli miktarda oksijeni ciğerlerime doldurdum. yanan zeytinliklere şahit oldum. gezdim, dolaştım falan. herneyse bunlar mühim şeyler değil. kafamdaki 40 tilkiyide şu an anlatmak gibi bir amacım yok zaten çantamı boşaltıp odamı toparlamam gerekiyo şu an. ama artık seni ihmal etmicem bebeim, internetimede sanada yeniden kavuştum ya sırtım yere gelmez artık. hadi bakalım şimdilik öptüm gözlerinden.

ay bir de şu aşağıdaki şarkının melodisine çok fena aşinayım. tanıdık birşeyler var sanki. hayırdır acep..

Patrick Wolf - Hard Times

30.8.09

apti ile şapşal

20temmuzdan beri ilk kez bugün hiç haberleşmedik. buyrun burdan yakın.

14.8.09

bir daha...

dilek dilersem eğer biraz akıl fikir dileyeceğim. bana hatırlatın olur mu?

ben

kendimde değilim bir haftadır falan. hangi cesaretle nelere kalkıştığımı farkedmiyorum. ya da farkında olarak yapıyorum herşeyi. hangisi daha kötü şimdi?
seninde sorduğun gibi neden burdasın? verdiğin cevap gibi merak işte benimde tek cevabım. peki sor bana pişman mıyım? ooooo of. aslında değilim. hani yapmasak etmesek aklımda kalırdı. ama yapmasakta daha iyi mi hatırlardık ne? yinede kuzene saygılarımı sunuyorum. sağlam çıktı valla. hadi bu yazıdan yanlışlıkla birşey anlayan olursa aramızda kalsın...

last night

operation completed...

13.8.09

bugün klinikteki 32.günümmüş. üşenmedim saydım. yarın son günüm. 5 haftadır haftaiçi haftasonu demeden sabah 9 akşam 9 burdayım. alışmışım. öyleki özlemle beklediğim tatili bile unuttum. amma velakin yarın son gün işte. cumartesi akşam semalarına doğru denize ulaşmış olacağım. şaka gibi. 5hafta su gibi akıp geçti ve ben neredeyse hiç sıkılmadım. oysa ki aynı yerde aynı insanlarla uzun süre bir arada olmak sıkardı beni bir süre sonra.
herneyse durumum budur işte. şu anda klinikten yazıyorum bunları. olan biten birsürü şey var bu arada ama inan yazıcak ne halim ne de isteğim var be blog. ama söz zaman zaman sana anlatıcam bazı şeyleri...