19.10.09

ben bugün



Originally uploaded by Emir Ozsahin

Haydar hoca ve süt dersi ile haydar haydar ve aslanüstü arasında bağlantı kurabilecek kadar dersle ilgiliydim.
Bir ara toksikoloji dersinde CO zehirlenmesinde belirtileri sorduğumda hatırlayamazsanız yanınızdaki arkadaşınızın boynunu sıkıp bakın, ben sağaltımını yaparım diye bir cümleye şahit oldum, gerçekten.
Ayrıca öğlenden sonra kurtlandım sınıflarda, amfilerde dersin ortasında kalkıp dolaşmamak, sınıfın içinde koşturmamak için kendimi zor tuttum.
Buradaki fotoğraflara bayıldım, buradakileri de çok sevdim.


18.10.09

-meme, -mama

yine aynı şey olmasın diye çaba harcıyorum bu sefer. sık muhabbet tez ayrılık getirmemeli. bir insana olduğundan fazla anlamlar yüklememeli, olmasını istediğim gibi görmemeliyim. gerçekle yüzyüze geldiğimde birden buz kesilip arkamı dönüp gitmemeliyim. gideceksemde bunu karşımdakini üzmeden yapmalıyım. daha fazla saçmalamamalıyım.
içses.

17.10.09

hava soğuk yağmurlu...


havalarla dengesizliğim arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. misal sabah evden hırkayla çıkıyorum, hava bulutlu görünüyor. aradan 2 saat geçmiyor bu sefer tişörtlerle geziyoruz bahçede. 5 dakika içinde ürperip hırkalara sarılıyoruz yine. öğleden sonra çıkıyorum sokağa hava kapalı yağdı yağacak, ama arada dar bir şerit boyunca içini sıcacık yapan bir ışık parçası yansıyor, gökyüzüne baktığında nerden geldiğini anlayamadığın. ankara'da yaşayanlar, yaşamış olanlar daha iyi anlarlar beni.
bende böyleyim işte. aslında canım sıkkın çünkü düzenimi oturtamadım hala. aralardaki boşlukları dolduramadım ama dolduramamamın sebebi de benim. işte esas nokta da bu zaten. herneyse mevzubahis bu değil. canım sıkkın hiçbirşey yapmak istemezken birden gülümseyen rastgele bir yüz, arkadaşlarla ders arası mini bir sohbet, kampüsteki köpeklerden biriyle oynaşmak ya da derste hocanın sesindeki komik bir çatallanma tüm ruh halimi değiştirebiliyor. o andan itibaren sanki dünyanın en mutlu en huzurlu insanı ben oluyorum.
havalardan işte nolcak.

p.s: başlıktaki şarkıyı hatırlayanlar elime mum diksin...

.

15.10.09

tam yazıcaktım ki..




 
tam şu fotoğrafı bulmuş, eklemiş, film hakkında birkaç satır yazıcaktım ki birden sigara yanıklarına takıldı gözüm. sonra da yazmaktan vazgeçip link vermeye karar verdim. aynen böyle oldu.
buyrun buradan okuyun.

p.s: nasıl bir dalgınlıksa az önce sigara yanıkları yazacağıma sinema yanıkları yazmışım. düzelttim.

14.10.09

 
kendimden çok onu düşüneceğim biri çıksa ya karşıma...

13.10.09

güzel ne güzel olmuşsun.

başlıktan kısmen bağımsız:
pub yuvadır.

p.s: başlık fikret kızılok'tan. pek dinlenesi.

pazar.


pazar günü dost'un önünde oturup keyif yaparken muratcan'la tanıştık biz. mısır aldık, yedik, sohbet ettik. yenidoğanlıymış. 2.sınıftaymış henüz. bir küçük kardeşi varmış. babaanneleriyle yaşıyorlarmış. haftasonları mendil satıp okul harçlığını çıkarıyormuş.
okulla aran nasıl dedik. iyi dedi. peki büyüyünce ne olmak istiyorsun dedik. asker dedi. asker olma daha faydalı birşey ol dedik. olmaz, abimin öcünü alıcam dedi. birşey diyemedik. diyemedik ki bunun sonu yok. intikam sana birşey kazandırmaz. böyle işte denk gelirseniz sizde tanışın küçücük, sevimli muratcan'la.

11.10.09

mübaşir son kalan harçlığıyla ne yaptı?


napcak gitti kitap aldı yine tutamadı kendini. cebinde yine para kalmadı. bir yandan biriktiriyor, bir yandan böyle harcıyor işte. sonuç olarak 3gün aç gezecek yine, çünkü sadece yol parası kaldı cebinde.

olsun öğrencilik güzeldir.
kitaplar da güzeldir.
öyleyse öğrencilik kitap mıdır?

p.s: kitap hakkında ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

9.10.09

el yazımı ifşa ediyorum.

okulda yazdm bugün. yeniden yazmak istemedim, fotoğrafını çektim. tıklayınca okuyabilirsiniz.















p.s: yazdıklarım ilk aklıma gelenlerdir, hiçbir ekleme veya çıkarma işlemi yapılmamııştır blog.
p.s: ifşa etmek dilime ogan'dan yerleşmiştir.
p.s: yazıdan karakter tahlili yapıcak olan varsa, beklerimdir.
p.s: bu yazıyı yazarkenki güzel hava, yeşil ağaçlar ve rüzgarla huzur içinde hışırdayan sarı yapraklar, etrafımda yatan kediler ve köpekler de göz önünde bulundurulursa biraz melankolik olduğum kabul edilebilir.

7.10.09

firstly.

First sensations karpuzlu,koklamalara doyamadığımdır.
Sakızdır,candır.

4.10.09

ah jim!


sadece şu görmüş olduğunuz afiş üzerine izledim bu filmi. aslında afişten çok jim'di izleme isteği uyandıran. herneyse filmi bugün izledim ve tercihlerim konusunda kendimi bir kez daha tebrik ettim. başlarda biraz olayı çözümleyemedim ama ortalardan itibaren daha iyi akmaya başladı film.

herneyse işte filmi uzun uzun anlatmak gibi bir niyetim yok. merak eden burdan film hakkında bilgi alıp, burdanda filmin fragmanını izleyebilir.

film gerçek bir otobiyografik romandan uyarlamaymış bu arada.
ben yine daha öncelerde olduğu gibi jim sturgess'e hayran kaldım.
yirim.

3.10.09

kış gelirken..

Montla Sıç efsanesini bilenlere tekrar hatırlatmak, bilmeyenlere de bundan sonra daha bilinçli sıçmaları için yolluyorum.

p.s: sıçmak falan dedim ama kusura bakmayın artık.
p.s: çizen:umut sarıkaya

BüstüN

2.10.09

friendfeed'e ısınmak ya da ısınamamak...

İşte bütün meselem bu(!).
Ama sana yalan borcum yok dostum, ısınamadım gitti.

nihayet..

Uzun süreden sonra(bana göre uzun) tüm bilgisayar ve internet sorunlarımı hallettim artık burdayım.