14.11.08

dayanamadım,
yine sordum neden diye?
bir sebebi var mı bilmiyorum.
her zamanki gibi cevap atmicak muhtemelen.
ama en azından kafası karışıcak.
ohh olsun..
hayallerimizde bu yoktu lisedeyken.
şimdi değişen ne merak ediyorum?

13.11.08

birincisi yetmedi ikinciye başladım
fçd hergün görsem seni keşke
kabus gibi 4 gün ve gece beni bekler
çarşamba kurtlar dökülcek oh yandan yandan

8.11.08

jelatin'in "bana yalan söylediler/kaderden bahsetmediler" başlıklı yazısındaki son cümle canımı yaktı bir an:

...seneler sonra karşılaştığımızda kuvvetle sarılmaktan kendimizi alamayacağımız, boğazımızda kalmış aşklarımıza ithaf olsun.
dün öğlen bitti dersim. liseme uğradım. bizim dönemden çok az öğretmen kalmış. koridorlarda kameralar falan var çok kötü. özlememişim ama bunu farkettim bir kez daha. aslında gözümün önüne gelen birkaç kare var lise deyince, hepside çok güzel. garip. her neyse. dvd aldım yine tutamadım kendimi. hunting & gathering'i izledim. filmin üstündeki audrey tautou(amelie'den bilirsiniz) ve guillaume canet(love me if you dare'den hatırlarsınız) isimlerini görünce düşünmeden aldım zaten, iyiki de almışım. saçma sapan haller içinde olan ruh halime iyi geldi.


9da uyandım bugün. boş boş oyalandım 12ye kadar. 12den sonrada farma(koloji) çalışmaya başladım. bu kadar dayanabildim anca. eğlenceli aslında ama çok fazla bilgi var akılda tutulması gereken. biraz daha devam edeyim ben çalışmaya. sıkılıp geri dönücem nasıl olsa..


p.s:feysbukta insanların fotoğraflarına bakmak bir hastalık olsa gerek. off.

7.11.08

birkaç fotoğraf birkaç damla gözyaşı

ve messila 404 numaralı oda.. küçük sevimli ahşap evimiz..



messila'daki ilk sabahımız güneşi gördüğümüz 2 günün 1.si.
arkadaki sarı bina her sabah muhteşem manzarası eşliğinde eşsiz kahvaltımızı yaptığımız yer.


messila'nın hemen aşağısındaki muhteşem göl, karavan parkı ve liman..


helsinki'deki tüm binalara en basit örnek..


helsinki katedrali








alışveriş çılgınlığı, cadılar bayramı, alışveriş merkezinde 20 kişiye gösteri..


hartwall:sadece 500 kişinin çalıştığı devasa meşrubat fabrikası..


lahti ski jump hills.. çok çok yüksek..


kaise ve elias namı diğer kayısı ve ilyas..


helsinki meclisiymiş (rehberin yalancısıyım)..



gala öncesi kendi aramızda çok eğlendik..


slovakya'yla yaş farkı bile olsa samimiyet hep aynı..


sağdaki 3 küçük finlandiyalı kıza dikkat..


festivalin isim babası ve annesi: hollo ve martta!


kukko'da prova zamanıydı. yola çıkmak için son yarım saatimizdi ve hepimiz buruktuk.


6.11.08

depresif


bu sıkıcı yazıya sonuna kadar katlanmak zorunda değilsiniz. okumasanız da birşey kaybetmezsiniz.

geldiğimden beri bir garibim. aslında gitmeden önce de böyleydim ama döndükten sonra biraz daha değiştim. seyahatlerden dönüşler hep zor olur zaten benim için; bu kez daha da zor oldu. orda yaşamaya alışmıştım. hergün en az 2 gösteriye, birlikte yaşamaya, temiz havaya, bulutlara, yağmura, kukko'ya, insanlara, ülkeye, herşeye.. dönüşte beni bekleyen sınavlar ayrı bir sorun zaten. ama bu konuda da saçma bir rahatlık var şu an üzerimde. dün girdiğim ilk vize berbattı misal. soruları bile okumadım doğru düzgün. çok sıkılıyorum. tepkisizim. farklı bakıyorum herşeye. kimseyi anlamaya çalışmıyorum, kafamı yormuyorum. içimdeki erasmus ateşi de söndü şimdilik. yinede helsinki'de yaz stajı ayarlama girişiminde bulunabilirim. sabahları ne giyeceğime karar verememekten ve aradığımı bulamamaktan derslere geç kalıyorum. devamsızlıklarım sınırda. ders çalışmak istiyorum onuda yapamıyorum. blogada yazmak gelmiyor içimden. kalem ve kağıt daha sıcak geliyor. elimin altındaki bir deftere her an herşeyi kaydedebilmek klavye takırdatmaktan daha keyifli. bazen çok yalnız olduğumu farkediyorum. ya da sadece öyle hissediyorum. sevgili anlamında değil bu. aslında asosyal biri sayılmam. sıkıldığımda arayabileceğim ve asla geriçevrilmeyeceğim bir sürü arkadaşım var ama sanki bir şeyler eksik. off. fazla sıkılıyorum sanırım bu aralar. nasıl bu hale geldiğimide çözemedim. şu an tek istediğim bir hafta öncesine dönebilmek ve hep o zamanda kalabilmek...

3.11.08

ahh be blog saat 21.00 itibariyle ankara'dayım.
depresyona girmem an meselesi.
fin fin finlandiya diyorum şimdilik.
ayrıntıları en kısa zamanda yazıcam (umarım).

of off..

17.10.08

havanı sevsinler

aynı anda aynı yerden
ben sweatshirtle
o yalnızca tişörtle
diğeri kışlık montuyla
geçtik gittik..

16.10.08

ödevlerimi hala -ilkokuldan beri- son güne bırakıyorum.
ilkokulda pazar gecelerini ödev yaparak geçiren insanlar nerelerdesiniz?

yonca




sevgili hayvan yetiştiricisi,

yoncayı hayvanlarına kuru olarak vermelisin. nedenleri ve kurutmanın püf noktaları ödevimde gizli. evet. ayrıntılar için ödevimi okumak zorundasın. nihaha.

saygılar.

özet.

Oldugu gibi kalan hiç bir sey yoktur. "Panta Rei" : Herşey akar. Aynı ırmakta iki defa yıkanamayiz. İkinci defa girdigimizde bu ırmak büsbütün başka bir ırmaktır artık. Bu arada akıp giden sular onu başka bir ırmak yapmışlardir. Kalıcı şeyler varmış sanısına kapılmamalıyız, degişmenin kuralsız değilde, belli bir düzene, belli bir ölçü ve kurallara göre olmasındandır. Güneş hergün yenidir. Sabah uyandığımızda bambaşka insanızdır. Ve "varoluş" özden önce gelir.


levent abinin blogundan aldım nokta

13.10.08

halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

uzun zaman sonunda dün akşam nihayet ders çalışmaya başladım. aslında yine yumurta ve kapı meselesi. önümüzdeki hafta 4gün, 4quizle sezonu açıyoruz. cuma günüde finlandiyaya uçuyoruz. sonraki hafta muhtemelen 3 quiz kaçırıyorum. off uyuzum bu zamanlamalara-bkz.geçen dönem gidilen kıbrıs seyahati ve kaçırılan patoloji quizi.- 2sinde dönüyorum ve 3ünde vizelerim başlıyor. ne macera ama!

bugün güzel ve sakin bir gündü. akşam çıkışta e.u.g. ve ben trafoya gittik. muhabbet ettik, içtik, güldük, hüzünlendik. çıkıştada dişçi yüzünden bizi eken o. ile karşılaştık. ayak üstü epey muhabbet ettik eğlendik. eve geldim. ama pahalıya patladı. otobüs ve dolmuşlara gelen zam taksi dolmuşları da etkilemiş. bu da demek oluyor ki zorda kalmadıkça bir daha taksi-dolmuşa binilmeyecek, evden yarım saat erken çıkılacak, ego biletleri depolanacak. afedersiniz göt kadar ankarada ulaşımın istanbuldan bile pahalı olması ne demektir?

p.s:grip salgını var yine herkes sümüklü. yaşasın mandalina. öptüğünüz insanlara dikkat edin bu ara.

12.10.08

50 yıl sonra...

yeniden dünyaya gelsem yine aynı hayatı yaşamak isterim. yaşadığım hiçbirşeyden pişmanlık duymuyorum.
diyebilmek istiyorum, tuncel kurtiz gibi.

9.10.08

mesleğini seven insan

bugün tüm cesaretimizi topladık, kendimize güvendik, önlüklerimizi giydik ve 2.sınıfın başında azar yiyerek caydığımız, tıpış tıpış çıktığımız ve bir daha uğramadığımız kliniğimize gittik. sanki hergün gidiyormuş gibi eşyalarımızı odaya bıraktık. şansımıza çok iyi asistanlar ve intörnler vardı ki günümüz gayet verimli ve eğlenceli geçti. bundan sonra ders aralarında boş derslerde boş oturmak yok. yihhuu.

p.s:yukarıdaki ablanın önlüğünden ve bunun gibi bir sürü desenli önlük istiyorum. istanbul'da veya ankara'da satılan bir yer gören duyan olursa haber etsin amin.

2.10.08

şekeeeer

buyrun efendim bu videoda benden bayram şekeri



meraklısına:yavrular gözlerini açmaya başladılar.
uyarı:fazla şeker yemeyin çükünüz düşer (.